3. Sayfa

Okuduğum Bölümden Pişmanım Ne Yapmalıyım? (3/6)

Anlayacağınız üniversitenin vakit kaybı olup olmaması sizin bakış açınıza göre değişiyor. İş sahibi olacağım diye girdiyseniz çok geçmeden ayrılabilirsiniz. Üniversite okuduğunuz için kimse sizi havada kapmayacak, üstüne üstlük fazla maaş vermek zorunda olduklarından sizden sakınacaklar. Hele ki boş beleş bir bölüm okuduysanız işveren için direkt sorunsunuz. Onun açısından düşünün; Biri size gelip hiç bir ok bilmediği halde “Üniversite mezunuyum ben.” diye fazla para isteyecek. Neyse lafı dolandırmadan vakit kaybına geçelim. Benim gözlemime göre vakit kaybını belirleyen üç kriter var.

  1. Üniversitenizin veya bölümünüzün gerçekten bir halta yaramaması.
  2. Sizin bir halta yaramamanız. “Mezun olunca iş bulucam.” diye üniversiteye gitmeniz.
  3. İş imkanı bol, önü açık ve geleceği parlak bir bölümde okumanız ama sizin o bölümü istememeniz.

Dünyanın en kazançlı alanında eğitim alıyorsunuz ama yine de nefret ediyorsunuz. İsterse mezuniyet töreninize Bill Gates katılsın, sizi kapıda beklesin, küskünlüğünüz geçmiyor. O bölümde okumayı istemiyorsunuz. Aslında bunun çözümü diğerinden daha kolay. En azından boş beleş bir bölüm değil. Bir şekilde mezun olsanız yine kârdasınız. Herhangi bir iş alanı olmayan bölümü okuyan yüz binler var ve nefretle okula gidip geliyorlar. Şimdi anlatacaklarım hem bir oka yaramayan bölümde okuyup hem de o bölümü sevmeyenler için. Dolayısıyla iyi bölümü olup sevmeyenler de aradan çıkıyor.

Sorunlara Uzaktan Bakmak

Öncelikle yaşadığımız duruma geniş çerçeveden bakmamız gerekiyor. Ortada bir vakit kaybı veya kazanımı yok. Bu tamamen sizin seçimlerinizle ilerleyen bir oyun gibi. Bir oyunda tüm puanları toplayamazsınız. Mutlaka gözünüzden kaçan altınlar, bonuslar ve secretlar olacaktır. Tüm o altınları toplamaya kalksanız, ortalığı didik didik etseniz bu sefer de oyunu tamamlamaya süreniz yetmeyecek. Yani şunu demek istiyorum: hayatın karmaşık akışında mükemmelliği sağlayamazsınız.

İstemediğiniz bölümde okumak hayatta kalma oyunları gibidir. Hiç olmamamız gereken bir mekanda ve hiç olmamamız gereken durumda oyuna başlarsınız. Elinizde kısıtlı cephane vardır ve zaman aleyhinize işler. Bu da yetmezmiş gibi etrafınız sizi bitirmek isteyen tonla düşmanla doludur. O yüzden kafanızı saplandığınız hüzün batağından çıkarıp oyuna tepeden bakın. Burası her altını toplamanız gereken sevimli bir oyun değil. Almanız gerekeni alıp toz olmalısınız. Her puana saldırmayın, toplayamadım diye üzülmeyin. Önce amacınızı belirleyin. Sonra harekete geçin.