Mutsuz görünümlü bir heykel, yere doğru bakıyor.

Özgüvensiz biri olmanı, dış görünüşüne bağlıyorsan ve bu durum seni çok kötü etkiliyorsa doğru yere geldin. Bu şekilde düşünen çok sayıda insan var ve her biri özgüven kazanma konusunda karşılarına çıkan ilk engele takılmış durumdalar yani fiziksel kusurlarına… Bu nedenle, özgüven kazanma yolunda başarı gösteremiyorlar. Çünkü onlar yakışıklı değil. Güzel değil. Diğer normal insanlar gibi fit vücutları yok. Ah bir zayıflasalar veya burunlarının şekli bir düzelse, her şey yoluna girecek… Fakat yok, olmuyor. Onlar, diğer insanlar gibi şanslı değil. Genetikleri onlara nankörlük etti. Tek kurtuluşları bir mucizenin gerçekleşmesi…

Özgüvensiz insanın bu kestirip atma huyu, dışarıdan bakıldığında gerçeklikten kaçış senaryosu gibi görünüyor. Bu insanlar, özgüvensizliklerinin altında yatan gerçek sebepler yerine, somut sebeplere odaklanmışlar. Kendi yarattıkları bu karanlık dünyada kör olmuşlar. Çareyi mucize diyetlerde ve bıçak altlarında aramışlar. Bazıları işi daha da ilerletmiş, “kadim” bilimlerin ve metafiziksel yöntemlerin peşine düşmüşler. Evet, yanlış okumadınız, doğa üstü güçlerden bahsediyoruz.

(bkz: Kısmet Açma Duaları Nasıl Tutar?)
(bkz: Zenginlik Duasıyla Zengin Olmak)

— Peki neden böyle?
— Çünkü yapması daha kolay. Hem insanlar kompleks düşünmeyi sevmezler. Hele ki başlarında büyük bir dert varsa. Ayrıca bu işlerin pazar payı da çok büyük.

Özgüvensiz insanların birçoğu bu yüzden başarılı olamazlar. Çünkü potansiyellerinin tamamını kullanmazlar. Bu güçlerini engelleyen sebepleri kendileri yaratırlar. Derinlerde saklı kalmış asıl sorunlar yerine, gözle görülür somut etkenlere takılırlar. Eğer siz de özgüven kazanma yolunda bu tür engellere takıldıysanız, anlamanız gereken bazı gerçekler var. Nedir bunlar?

Not: Elbette estetik operasyonların ve diyetlerin gerektiği çok sayıda klinik vaka vardır. Bunlara karşı olmamı beklemeyin. Ne demek istediğimi yazıya devam ettikçe anlayacaksınız. (diye umuyorum.)

Dış Görünüşe Kafayı Takmak

Özgüven kazanmak için yola çıktığımızda yapacağımız en büyük hata; fiziksel kusurlarımıza odaklanmaktır. Boyumuz, kilomuz, kulağımızın şekli veya suratımızdaki sivilceler… Say say bitmez. Sanırız ki boyumuz “Tak!” diye uzasa tüm sorunlarımız çözülecek. Halbuki bu durumun gerçeklikle alakası yoktur. Bu zihniyetle kalıcı özgüven kazanabileceğimizi hayal etmek, saçmalıktan öte bir şey değildir. Neden?

Bu şekilde düşünen insanlar, nedense mankenlerin yaşadığı psikolojik sorunları unuturlar. Evet, herkesin bildiği çok çok ünlü mankenler… Birçokları onların vücuduna sahip olmak için servet verebilir. Fakat, onları uzaktan izlediğimiz ışıltılı dünyalar, buz dağının sadece görünen yüzüdür. Onlar da fiziksel takıntılarla boğuşurlar. Uzmanlardan psikolojik yardım alırlar. Bazıları kilosunu öyle kafaya takar ki zayıflayabilmek adına en ölümcül diyetlere bile kalkışırlar. Görüldüğü gibi; eşsiz güzellikte vücutlara sahip olan mankenler bile mayonez nehrinde yüzen bir omega kadar özgüvensiz olabiliyor.

(bkz: Omega Erkek)

Çareyi dış görünüşte arayan özgüvensiz arkadaşlar, bu örnekleri unutuyor. Peki hacminden bir türlü memnun olamayan dağ gibi vücutçulara ne demeli? Kaslarını büyütmek adına, her türlü zehri hiç düşünmeden vücutlarına enjekte edip sonunda kalp krizi geçiriyorlar. Bana inanmayın. Gidin kendiniz araştırın. Dünya şampiyonu vücutçuların birçoğu kalp krizinden ölmüş. Milyonları peşinden sürükleyen mankenlerin bazıları açlıktan, bazıları da depresyon ilaçlarından göçüp gitmiş. Demek ki burada bir terslik var. Özgüvensizliğimizi çok yanlış sebeplerle ilişkilendiriyoruz. Böyle konuştuğumda “Çok genelleme yapıyorsun.” diyorlar. Tamam öyle olsun. Tüm genellemeler yanlıştır ama!

“Genellemeler genelde doğrudur.”
Genelleme olmasın diye her insana tek tek makale mi yazalım?

Anlaşıldığı gibi; burnunuzdaki kemerden veya suratımızdaki izlerden kurtulduğunuzda özgüven sorununuz kalıcı şekilde çözülmeyecek. Belki bir hafta mutlu oluruz, ya sonrası? Sonrasında yeni kusurlar aramaya ve fazlasıyla da bulmaya devam ederiz. Evet, olabileceğinizin en iyisi olmaya çalışmak iyidir ama hangimiz bir Dr. Manhattan kadar kusursuz olabilir? O yüzden nerede duracağımızı bilmeli, değiştirmemiz mümkün olmayan somut sebeplere odaklanmamalıyız.