Reddedilmek ve Sonrası İçin Yapılması Gerekenler (8/10)

Bilinci Karartan Sistemi Kabul Etmek

Bu iki durumu hayalinizde canlandırınca, az önce yaptığım benzetmeyi artık abartı bulmuyorsunuzdur diye umuyorum. Reddedilmek zaten kötüyken, neden tercih edilmedim diye düşünmekte oldukça yıkıcıdır. Yıkımın sebebi gereksiz düşünmeniz ve buna yakıt harcamanız. Bu öyle bir israf ki beyniniz diğer motor işlevlerini yapamaz. Düşünün iç organlarınız bile düzgün çalışamayacak. Aynı bilgisayarınızın “miner virüsü” yemesi gibi sürekli işlemci tüketir beyniniz. Kendinizi bu düşünceler silsilesine teslim etmeniz de aslında sizin hatanız. Onu da anlatacağız ama ondan önce şundan bahsetmek istiyorum.

Doğanın kanunu mudur, yoksa gizli bir örgüt karar mı aldı da bu böyle bilinmez. Ne hikmetse sizin yerinize tercih edilen kişi sizden on kat daha çirkindir. Abartmıyorum. Elli kişi getirip sorsanız “bak kardeşim benim yerime bunu seçti” diye, kahkahalar atarlar bu duruma. Adam kayırma da öyle, yahu kardeşim tamam amcanın oğlunu işe almışsın da, en azından şunun tüylerini tıraş etseydiniz. Muhtemelen hayatı boyunca kaşe basarak sizin alacağınız paranın iki katını alacak. Herkesin nefret ettiği şu lanet kapitalizm işlese, o maymunu şirketin kapısından sokmazlardı. (Evet, biz komünizmi yaşıyoruz aslında o yüzden her şey böyle) Sonuç olarak yaşadığınız haklı bir kıskançlık süreci var. Üstesinden gelmezsek biz haksız duruma düşeriz. Sonuçta bir kenara atmak sizin elinizde. Size tekrar bir önceki anlattığım konuyu hatırlatıyorum. Nefretinizi verimli işler için kullanın.

Kıskançlık Zehrine Karşı Direnç

Reddedilmek ve ardında bıraktığı kıskançlık süreci muhtemelen en uzun süren süreç. İşinize gidip gelirken, yemek yerken, uyurken, başka bir iş ararken, başka bir kadınla flört ederken hep kenarda sizi bekleyen bir sıkıntı vardır. Kanamasız kağıt kesiği gibidir. Yara ölümcüllükten çok uzaktadır fakat sızısı büyüktür.

Bir garson “tatlı ister misiniz” diye sorduğunda gelen “hayır” cevabına üzülmez. Bu duruma kafaya takıp restoranın batacağını düşünmez. Bu çok saçma ve komik olurdu.

Reddedilen kişinin en dikkatli olması gereken dönemdir. Önceki anlattığımız suikastçı örneğindeki zehirli bıçağı kalbine yiyen savaşçının yaşayacağı duygular aynen şöyledir: Kişi kendi kendine oluşturduğu girdabın içinde kaybolur. “Bana bu yapılır mı? Ben bunu hak edecek ne yaptım?” dan “Bunların hepsini hak ettim, ben bir hiçim! Bir hiç…” e kadar gider.

Ortada sebep yokken olur üstelik. Bir şarkı, bir hatıra, bir fotoğraf bu zehri tekrar aktif eder. Sürekli başa sarar durum, en uzun iki yıl en kısa iki aya kadar devam eder bu döngü. Şanslıysa iki ay gider ömründen. Bu zehir tüm vücudunu sarınca, artık onu oradan ancak ilaçlar ve psikoterapiler kurtarır, o da şanslıysa. Bu yüzden tetikleyicilerden uzak durun. Hüzünlü şarkılar, laf sokan anlamlı yazılar ve hüzünlü entel edebiyatından olabildiğince kaçının. Bunlar sadece vakit kaybı.