Kitabına sarılmış utangaç görünümlü kız.

Dedikodunun eğlence aracı olduğu bizimki gibi toplumlarda “Özgüven eksikliğinin sebepleri nelermiş acaba?” diye oturup düşünmek biraz garip kaçar. Nedeni basittir: Kısırların dağ gibi karıldığı, limonataların su gibi aktığı altın günlerini hepimiz biliriz. Buralar aslında birer Pokemon Gym’idir. Teyzelerin birbirleriyle mücadele ettiği gizli arenalarıdır. Ağır koşullarda eğittikleri gözde pokemonlarını buralarda sergilerler. Onların yeteneklerini birbirleriyle yarıştırıp sükse yaparlar.

Bir masanın üzerinde oyuncak poke topu duruyor.

Mesela, Hayriye teyzenin pokemonu üç dil bilir, henüz askerliğini yapmaktadır, dönüşünde işi hazırdır. Fikriye teyzenin pokemonu ise işini erkenden eline almıştır. Sigortalı bir işte çalışmaktadır. Ayrıca maaşı da iyidir. Bu açıdan Hayriye teyzenin pokemonu karşında üstünlük sağlamıştır. Hayriye teyze tedirgindir. Pokemonuna güveni sarsılmıştır. (Ne sandın Hayriye teyze!? Seninkinin sigortalı işi yok, üç dil bilse ne yazar?)

Dünyanın En Büyük Örgütü: El Âlem

Teyzelerin amaçları sadece pokemonlarını yarıştırmak değil, bulundukları arenayı da kusursuzca sergilemektir. Perdeler, halılar, lavabo, fayansların arası, klozet, klozetin arkası, klozetin üstü, klozetin üstündeki danteller… Hepsi kusursuz olmalıdır! Aksi takdirde bu savaşta yenik düşerler. Bu örgütte af yoktur. Üyelerin hepsi mükemmel olmak zorundadır. Mükemmel olamamanın cezası bir sonraki dedikoduya meze olmaktır. Hal böyle olunca özgüven eksikliğinin sebepleri bizzat hayat tarzlarının kendisi oluverir. Böyle bir ortamda kim kendinden emin olabilir ki?

(bkz: Aşağılık Kompleksi)

“Ben o ortamlarda değilim ki? He hee!” diye sevinmeyin. Hepimizin bulunduğu bir Pokemon Gym’i vardır. İlla limonatada yüzüp, kürekle kısır karmanız gerekmez. Herkesin mücadele ettiği bir Gym’e vardır. Sadece yeri ve şekli farklıdır.

Bu durum yalnızca kişinin kendisine zarar veriyor gibi görünse de asıl zararı bu kişilerin çocukları alır. Sonuçta buralardan edindikleri olumsuz deneyimleri çocuklarına da yansıtacaklardır. Şöyle ki: