Otobüste uyuklayan amca

Anneniz, babanız ve hatta emekli dayılar size tek bir şeyi öğütlerler. “Oğul, memur ol, hayatını kurtar.” Peki ya mutlu olmak? “Boş ver onu sen memur ol.” Niçin? Çünkü o memurluk ki daimi hayat kurtarıcısı. Her problemin çözümü. O öyle bir mevki ki sigortalı, mayışlı. Sabah sekiz, akşam beş. Cumartesi, Pazar tatil. Gel keyfim gel. Mutlu olmak bu işte! Ama bir dakika!? O zaman niye SGK’da işim olduğu zaman dünyanın en mutsuz zombileriyle karşılaşıyorum? Bu mayışlı işler anlattıkları gibi mükemmelse neden bu adamlar bir tel zımba için birbirlerine giriyorlar. “Yok, sen aldın zımbayı da yerine koymadın.”, “Sen de geçen ataçlarımı almıştın.”… Ne lan bu? Ben bunun için mi KPSS’den 95 çekicem. Bunun için mi araya millet vekili sokup kadro alıcam?

Gördüğünüz gibi ortada büyük bir yanlışlık var. Mutlu olmak sanıldığı gibi mevkiyle, parayla, pulla çözülecek bir şey değil. Peki nasıl olacak bu işler?

Mutlu Olmanın Dört Şartı

Mutsuzluğa sebep olan birçok faktör vardır. Fakat bunların neredeyse yüzde doksanını yüzeysel sıkıntılar oluşturur. Mesela işe gitmek için sabahın köründe uyanmak. Uyandıktan sonra buz gibi sokağa çıkmak. İki saat trafikte beklemek vesaire, örnekler çoğaltılabilir. Dediğim gibi bunlar mutsuz olmamızın temel sebebi değil, yalnızca sosu, kreması. Peki asıl sorun bunlar değilse, ne? Aslında insanın mutluluğunu belirleyen dört büyük faktör vardır. Bu dört faktör arasındaki denge bozulduğunda; yani birine daha çok önem verip diğerini ihmal ettiğinizde, sizi sıkıntıya sokan olaylar zinciri meydana gelir. Peki nedir bu dört büyük faktör?

Sağlıklı Olmak

Mutlu olmak için önce sağlıklı olmalısınız. Her şeyin başı sağlık derler. Bu sözün ciddiyetini ben, ciğerinden şırıngayla zift çekilen bir adam gördükten sonra anladım. Onun çığlıklarını dinledikten sonra, neyin önemli olduğunu çok çabuk anlıyorsunuz. Hayaliniz ne olursa olsun, bu hayal uğruna kendinizi yıpratmayın; hele ki gençseniz. Çalışmayın demiyorum, yanlış anlaşılmasın. Bana göre gençlik kesinlikle bir yatırımdır. Fakat gençliğe fazla güvenmemek lazım. Çalışmaktan daha önemli olan bunu dengeli yapabilmektir. Hiç çalışmamak, yıllarca verimsiz çalışmaktan daha iyidir.

Benim gözlemlediğim en büyük sıkıntı şu: İnsan para derdine düştüğünde, sağlığını kolayca ihmal edebiliyor. Ya da evlendikten sonra kendisini salıp, baklavaları löp löp götürüyor. Bunu yapmayın işte. Sağlık söz konusu olduğunda, hiçbir zaman rahata gelinmemeli.