Kırmızı hap bu rengiyle, uyanışı simgeliyor.

Kırmızı hap, günümüz erkeğinin aklını yitirmeden yaşamını sürdürebilmesi için ortaya çıkmış bir hayat görüşüdür. Adını, Matrix‘in en kilit objesinden alır; daha doğrusu bir yazılımdan, bir çıkış anahtarından. Onu ilk ve son kez Morpheus’un sağ avucunda görürüz. Saydam bir kapsül formundadır.

Kırmızı hap, onu seçen kişiyi geri dönülemez bir yola sürükler. Onu yutan kişi, Matrix adı verilen sanal dünyadan uyanır. Kırmızı hap, bu özelliği ile hayatın gerçeklerini simgeler. Keza, gerçekleri öğrenen bir erkek, asla eskisi gibi olamayacaktır. Saflığını ve masumiyetini yitirecektir. “Geri dönülmez yol.”dan kasıt tam olarak budur. Hatırlarsanız; Neo, kırmızı hapa doğru yöneldiğinde, Morpheus onu son bir kez uyarmıştır.

“Unutma… Sana vadettiğim tek şey gerçek. Fazlası değil.”

– Morpheus

Hikayeye göre Neo, yaşadığı dünyada ters bir şeyler olduğunu sezer. Bu tuhaflıklar ona acı vermektedir. Varoluşsal sancılarına çare bulmak için soluğu Morpheus’un yanında alır.

Neo’nun yaşadığı bu durum, günümüz erkeğinin (2019) ruh halini temsil eder. Nitekim, erkekleri derin düşüncelere sevk eden organize bir riyakarlık vardır ve bu iki yüzlülük inanılmaz boyutlara ulaşmıştır. Toplumun erkeklere öğütlediği hemen hemen hiçbir şey, gerçek dünya ile uyuşmamaktadır.

  • Arzuladığı erkeğin iyi biri olmasını isteyen bir kızı, okulun en belalı tipiyle sarmaş dolaş görmek mümkündür.
  • Çevresindeki erkekleri “Kıro!” diye aşağılayan bir kadını, aynı gün İbo Show’da halay çekerken görmek mümkündür.
  • Kadın-erkek eşitliğini savunduğunu söyleyen oluşumların, “Erkekleri Öldürcez!” gibi pankartlar açtığını görmek mümkündür.

Hal böyle olunca, kafası karışan erkekler, gördüklerini anlamlandırmak için çaba sarf etmeye başlamışlardır. Neo da öyle yapar ve kırmızı hapı seçer ama çok önemli bir şeyi hesaba katmamıştır! Gerçekleri… Gerçekler soğuk, ıslak ve karanlıktır. Acı verir! Tıpkı sabah ayazında okula gitmek gibi.

Kırmızı Hapın Yan Etkileri

Kırmızı hap, bilinenin aksine sadece kadın-erkek ilişkilerini kapsamaz. Sosyoloji, psikoloji ve siyaseti bünyesinde barındıran kompleks bir felsefedir. Manifestosu sessiz, öğretileri bireyseldir. Topluma yayılma gibi bir derdi yoktur. Zaten bu hapın yan etkilerini, sayılı erkeğin bünyesi kaldırabilir.

Bu hapın en büyük yan etkisi, daha önce bahsettiğimiz gibi, bir kere alındı mı geri dönüşünün olmayışıdır. Karşılıksız sevginin ve saf aşkın tek taraflı bir yanılsama olduğunu kabullenmek, bir erkek için yenilir yutulur cinsten bir şey değildir. Gerçek dünyada, erkeğin kadına sunmak istediği saf sevginin herhangi bir karşılığı yoktur. Çünkü kadının saf, gerçek ve karşılıksız sevgisi doğacak çocuğuna saklıdır. Sonuçta bir anne çocuğu için vardır, erkekler için değil. Hayatın sürekliliği bu yüzeysel işleyişe bağlıdır. Adını sevgi dolu sözlerle andığımız doğa ana, bunu böyle emretmiştir.

  • Gençlik ateşiyle yanan duygusal bir erkek, bunu ilk duyduğunda inanmak istemez. Hayatı boyunca anlatılan aşk masalları, körü körüne peşine düşülen siyasi ideolojiler yalanlanmaktadır. Yaşayan örnekleri gözleriyle görse bile şiddetle inkar eder ta ki kendisi yaşayana dek. Buna inkar süreci denir. En büyük zaman kaybı bu evrede yaşanır.
  • Gerçekleri gören erkeğin inkar süreci, bir sonraki adımda öfkeye evrilir. Dalga geçtiği kırmızı hap felsefesinin en ateşli savunucularından biri olmuştur. Sağda-solda insanları zorla bilgiye boğmaya çalışan tipler işte bunlardır. Kırmızı hap takipçilerinin, kadınlarla arası bozuk palyaçolar olarak tanınması bu arkadaşların eseridir. Öfke süreci her iki tarafa da zarar verir, en çok da öfkelenen erkeğe. Neyse ki geçici bir süreçtir.
    (bkz: Kadın Düşmanı Olmak)
  • Sonrasında pazarlık süreci başlar. Erkek, gerçekleri anlamıştır ama yine de aklı fikri aşk masallarındadır. Belki öğrendiği yeni bilgiler ona gerçek aşkını bulmasında yol gösterecektir. Ama bunun sonu çoğunlukla hüsrandır. İnsan doğası değişmez.
  • Aşk masallarının gerçekleşmeyeceğini bir defa daha anlayan gencimiz, ıslak rüyalarından uyanmıştır. Edindiği bilgilerin sosyal çevresinde saat gibi işlediğini kendi gözleriyle görmüştür. Ama bu yapaylık onu derin düşüncelere sevk etmiştir. Buna depresyon süreci deriz. Erkek, burada bir seçim yapar. Ya tamamen kadınlardan vazgeçer ya da öğrendiği gerçekleri kabullenip kendisini geliştirir.
  • Buraya kadar hayatta kalanlar testi geçmiştir. Kırmızı hap, damarlarında dolaşır. Bilirler ki; tüm bu yaşananlar, doğal dengenin bir yansımasıdır. Biz buna kabulleniş süreci deriz. Çevreyi, doğayı, özellikle de kadınları yargılamazlar. Biyolojik sınırlamaları kabul ederler. Yaptıkları sadece cinsel seçilimin katı kurallarına uymaktır. Bunun meyvelerini de gelecek zaman diliminde toplarlar.

Gelelim kırmızı hapın muhteviyatına… Bir erkeğe bu kadar yan etkiyi yaşatıp perperişan eden gerçekler neler olabilir? Liste halinde inceleyelim: