2. Sayfa

İntihar Etmek Günah mı? (2/3)

Ne Kadar Şanslı Olduğumu Nasıl Anlarım?

Muhtemelen aşağıda saydığım şeylerin en az dördüne sahipsin. Tahminim doğruysa dünyadaki pek çok insana göre lüks içinde yaşıyorsun. Kaybettiğine ve kaçırdıklarına değil, elindekilere odaklan. Neymiş bunlar bakalım.

  • Geniş bant internet.
  • Her sabah kahvaltı.
  • Sana ait bir oda, çalışma masası ve yatak.
  • Kişisel bilgisayar ve son teknoloji mobil cihaz.
  • Sana verilen yirmiden fazla kişisel eşya.
  • İşgal altında olmayan bir ülke.

Ne kadar şanslı olduğunu anlaman zor değil. Evet, farkındayım. Birçoğunuz çıkıp “Ama ekonomi?”, “Ama Türk insanı?”, “Ama başımızdakiler?” falan diyecek. Demeyin. Çünkü her ülkenin kendine has kusurları vardır. Duruma bir de şu açıdan bakın: Yurt dışında yaşasanız bunları eleştirme hakkınız dahi olamaz. Amerika’da göçmen olup da “School shooting’e uğrayan var. Silahlar kontrolü gelsin” derseniz. “O zaman defol git kendi ülkene.” derler. Yani bir şeyleri eleştirebilme hakkı bile bize tanınmış bir ayrıcalıktır.

Bunları anlatırken aslında dikkat çekmek istediğim nokta şu: Ne oldu da biz bu kadar memnuniyetsiz bir toplum olduk? Elimizde tonla şey var ama yokluk çekiyoruz. Tüm iyi şeylere karşı körüz. Yurtsuz değiliz, elimizde ülke var ama defolup gitmek istiyoruz. Hayatımız var ama bir an önce bitsin istiyoruz. Üstelik canavar gibi sağlıklıyken. Tabii ki bunlar durup dururken olmuyor. Çünkü bazı sektörler var ki beslenmeleri için acı çekmemiz gerekiyor. Bu pastadan aslan payını alan tabii ki de medya oluyor. İkincisi ise “…” Kurumu. “…” Kurumunu hepiniz biliyorsunuz.

(bkz: Neden Medyadan Uzak Durmalıyız?)

Acılarınızla Beslenen Kurum ve Kuruluşlar Nelerdir?

Sizlerin bu umutsuzluğu bazı sektörlerin en kaliteli yakıtı. Siz, acılarınızla beslenen kurumların gelir kaynağısınız. Bu oluşumlar, haklı olarak varlığınızı sürdürmenizi hatta üçer beşer çoğalmanızı da isteyeceklerdir. Tüm bunlara rağmen size çözüm de sunmazlar, sunamazlar da. Onun yerine sizi daha kötüsüyle korkuturlar. Çünkü ölürseniz çeşitli kurumlara bağış yapamazsınız demektir. Dahası da var. Arabesk albümler alamazsınız. Sümük deryası, ağlak filmlere gidemezsiniz. Zaten bu yüzden mutlu olmanızı da pek istemezler. Çünkü mutluluğu kavradığınızda bu sefer onlar mutsuz olur.

Bu yıkıklığınız olmasa arabesk dünyası nasıl kalkınacak? Tüm bunları söyledikten sana soruyorum. Sence intihar etmek günah mı? Tabii ki günah. Değil mi? “Tamam abi öyle bir anlattın ki şimdi kendimi öldürebilirim.” Dur lan dur! Bunları kendini öldür diye anlatmadım. Bu durumdan çık diye anlattım.