3. Sayfa

Çok Şanssızım Ne Yapmalıyım? (3/3)

Çok Şanssızım Bunun Bir Çözümü Var mı?

Sanssızlık kavramına gönülden inanan biriyseniz, yapacağınız şey basit: Bilimle ilgilenmek, bilimi sevmek ve bilimsel düşünmeyi öğrenmek. Bu sevgi, zamanla düşüncelerinizi değiştirecek. Gidin hemen tez yazın demiyorum tabii ki ama ilk olarak YouTube üzerinden bilim videoları izleyerek başlangıç yapabilirsiniz. Bir İlber Ortaylı’yı, bir Celal Şengör’ü görmek için, gece vakti siyaset programı beklemeniz gerekmiyor artık. Açın YouTube’u izleyin. İngilizceniz varsa daha da şanslısınız. (Bak “şans” dedik. Ağız alışkanlığı…)

Madem ki şans kavramına bu kadar takıksınız. Kendinizin de ne kadar şanslı olduğunun farkına varın. Dedeniz, babanız ve kendi çocukluğunuzu kıyaslayın. Hanginizin kişisel eşyaları daha fazlaydı. Babanızın odası nasıldı mesela? Ya da dedenizin kaç tane kendine ait dijital oyuncağı vardı? Düşünün, sizin zamanınızda ölümün bile bir hastalık olduğu kabul edildi ve çalışmalara başlandı. Siz 20 sene sonra yaşlanmayı geri döndüren kürler uygulayabileceksiniz. Dedenizin öyle bir şansı yoktu. Babanızın da öyle bir şansı olmayacak. Bak yine “şans” dedik… (hem de iki kere)

Gördüğünüz gibi yaşadığımız zaman dilimlerini eskiyle kıyasladığımızda, bu sefer biz şanslı konumunda oluyoruz. Her ne kadar şanssız, bahtsız ve çilekeş olduğumuzu düşünsek de şuan için dünyanın en şanslı insanlarıyız. Ölümsüzlüğe erişecek olanlarınız aramızda dolaşıyor. Özetlersek; şanssız adamla şanslı adamın akıbetini, küçük seçimler belirliyor. Biri kol düğmesi koptu diye hayatını kendine zindan ediyor, diğeri pratik çözümler bulup hayatını düzeltiyor…

Şanssız Olduğunu Düşünenler için Rehber

  • Öncelikle şans ve kader kavramlarını anlatan (bunun gibi) yazıları okuyun, podcastleri dinleyin. Zamanla şanssızlık hissinden arınacaksınız.
  • Negatif insanlardan uzaklaşın. Özellikle “Ne şanssızız ya!”, “Ne bahtsızız bilader!”, “Kader bize vurmuş abi!” diyen tiplerle irtibatınızı kesin. Zorundaysanız da “merhaba-merhaba” dan ileri gitmeyin. İyi insanlar olabilirler fakat bilinçaltımızı da temiz tutmamız lazım.
  • Başınıza kötü bir şey geldiğinde “Amma şanssızsın ha!” tarzı yorumlar yapanları da hayatınızdan şutlayın. Özellikle sizi kötü hissettirmek istiyorlarsa.
  • Her zaman dediğim gibi; şu kahrolası arabesk müziklerden kurtulun. Bilinçaltınız büyük bir zift tabakasından arınacak. Entel arabeski de buna dahil. (Sevdiğiyle çiftleşemeyen birinin ağlak ezgilerini dinliyorsan, sen de arabeskçisin kardeş. Arabesk kültürü; rap, rock, pop ayrımı yapmıyor. Çiftleşemediği için zırlayan birini duyuduğun an kaç oradan! Yakınmanın her türlüsünü dinlemek sağlığa zararlıdır.)
    (bkz: Acılarınızla Beslenen Kuruluşlar)
  • Kendinizi sevin, bunun için özgüveninizi geliştirin.
    (bkz: Özgüven Nasıl Kazanılır?)
  • Bilgisayar oyunlarında başkasının sorunlarını çözerken bile zevkten dört köşe oluyorsunuz. Bunun neden gerçek hayatta da yapmayasınız ki? Büyük sorunları ana görev gibi düşünün. Hazırlanıp göreve çıkın!
  • Küçük sorunları da umursamayın. Onları da side quest olarak görün. Üstünüzü başınızı inventorynizi bu tür sorunlara karşı düzenleyin. (Hayat bir oyun.)
  • Sorunlar, halledilmek için vardır, yüceltmek için değil. Yaşadığınız sıkıntıları fotoğraflayıp orada burada paylaşmayın. Siz, ilgi çekmeye çalışan liseli ergen kız değilsiniz. Açlıktan kuduran omega ve betalar, bu tür şeyleri sevimli bulur.
    (bkz: Omega Erkek)
    (bkz: Beta Erkek)
  • Şans ya da şanssızlık diye bir şey yoktur. Sıkıntı yaşayıp ağlayanlarla, o sıkıntıya çözüm bulanlar vardır…