2. Sayfa

Çok Şanssızım Ne Yapmalıyım? (2/3)

Sözde Şanslı İnsanların Özellikleri

Ağzından kaderi, kısmeti düşürmeyen insanların ortak özelliklerine baktığımızda, çoğunun bir yere saplanıp kalmış başarısız insanlar olduklarını görürüz. Çok şanslı denilen başarılı insanların ise hiçbirinin kaderle, kısmetle işi olmaz. Büyük iş adamlarının veya insanlığa katkıda bulunmuş bilim adamlarının lügatında şans ve uğura yer yoktur. Hayatlarına bakacak olursak; her biri deneyerek, bata çıka bu mevkilere gelmişlerdir. Yaşadıkları sorunlar, sadece çözülmeyi bekleyen problemler olarak hayatlarından akıp gitmiştir. Küçük sıkıntılara anlamlar yükleyip, hayatı kendilerine zindan etmemişlerdir. Öyle yapmış olsalardı, zaten şuan ki mevkilere gelemezlerdi. O halde yakınmayı bir kenara bırakıp, şu çok şanslı dediğimiz insanların prensiplerine bir de yakından bakalım.

  • Bu insanlar başarıların zaman gerektirdiğini bilirler.
  • Şans, piyango ve talih, onlar için istatistik veriler bütünüdür, hayat görüşleri değil.
  • Bir şeylerin şansla değil, çaba ve özveriyle kazanıldığını bilirler.
  • Ayrıca bu insanlar üstün problem çözücüdürler. İşlerinde çıkan sorunları çözerken keyif alırlar. O yüzden gömleğe dökülen bir fincan kahve, günlerini mahvetmez.
  • Kahve bulaşmış gömlek de çözülmesi gereken problemler arasında yerini alır.
  • Tüm bu çözümlerin sonucunda bugünkü mevkilerine gelirler ama insanlar arka planda ne gibi sorunlarla uğraştıklarından habersizlerdir.
  • Başarılı insanlara “Çok şanslı bunlar.” derler. Halbuki aynı sözüm ona “şans”, kendilerinde de fazlasıyla vardır. Ama onlar sızlanmayı seçmişlerdir.

Hayatlarını Başkalarınınkiyle Kıyaslayan İnsanlar

Yapılan en büyük hatalardan biri de hayatımızı başkalarınınkiyle kıyaslamaktır. “Çok şanssızım, keşke ölsem.” diye yakınan tiplere bir bakın. Gözleri hep başkalarındadır. Halbuki kendinizi başkalarıyla kıyaslamak, yapılabilecek en büyük aptallıktır. Çünkü başka birinin hayatıyla sizinki arasında, bir evren büyüklüğünde olasılık ayrımı vardır. Onun zarlarıyla sizinki asla örtüşmez. Siz onun hayatına özenirken o da sizinkine özenebilir. (Evet, bu örnek biraz Brezilya dizisi senaryosu gibi oldu farkındayım.)

O yüzden sizi fabrikasında usta başı yapacak zengin bir amcanızın olmaması, şanssızlık değildir. Babanız Bill Gates değil diye şanssız olduğunuzu düşünmeniz, hem komik hem de aptalcadır. Hadi öyle oldunuz diyelim. Bill Gates’in çocuğusunuz. Bu sefer de fakirliği bilmeyecektiniz. Hayalini kurduğunuz tüm o zevkler, doğduğunuzdan beri sizin olacaktı. Bir düşünün hayalleriniz günlük rutininiz haline gelmiş… Hayalini kurduğunuz o araba garajda dururken, siz evdesiniz. Başka şeylerle ilgileniyorsunuz. Niye acaba? Çünkü o haliniz fakirliği ve yokluğu tatmamış. Anlayacağınız o ki; her şeyin bir bedeli vardır. O imkanlarda doğduğunuzda, şuan ki sizden daha farklı biri olacaktınız. O yüzden “Şöyle olsaydım.”, “Böyle gitseydim.” demek ağır saçmalamaktan öte bir şey değildir.

Özetle; ne kadar kıyaslama yaparsanız o kadar mutsuz olacaksınız. Şans ve talih olgusu da bunun tuzu biberi. Eğer bu olgulara kendinizi kaptırırsanız, ileride yaşayacağınız olumlu olasılıkları da mühürlemiş olursunuz.