1. Sayfa
Bir çift zar, masanın üzerinde.

Başarısız insanların geneline baktığımızda “Çok şanssızım.” diye yakındıklarını görürüz. Hayatın sillesini yiyenler hep onlardır. Başlarına gelmedik şey yoktur. Bugüne kadar tüm işleri ters gitmiştir. Yakınmalarının devamında ise şunu duyarız; “ama” ile bağlanan yakarışlar… “Ama” onu anlayan bir ailesi olsaydı hiç de böyle olmazdı. “Ama” yakışıklı olsaydı onun da bir sevgilisi olacaktı. “Ama” yeterince parası olsaydı o da bir iş yeri açabilecekti. Görüldüğü üzere “Çok şanssızım.” cümlesi, tüm başarısızlıkların sorumluluğunu üstlenen bir günah keçisi gibi.

Bu makalemizde “Çok şanssızım.” diye yakınmalarınızın son bulacağını umuyoruz. Çünkü size bu şanssızlığı yaşatan kişinin kim olduğunu göstereceğiz. Hatta hemen gösterelim! En yakın tuvalet veya banyoya gidip aynaya bakın. Evet, o gördüğünüz kişi sizin şanssız olma sebebiniz. Ona daha da öfkelenmeyin, çünkü ona çok kırgın olduğunuz için bu haldesiniz. “Çok şanssızım.” diye yakınıyorsanız ilk olarak o aynadaki kişiyle barışmalısınız. Çünkü o ne düşünürse siz de öyle hissedersiniz. Onu üzmeyin ki üzülmeyin.

(bkz: Aşağılık Kompleksi ve Eziklik)

Şanssızlık Kavramı Gerçekten Var mı?

Günlük hayatımızda “Uf ya çok şanssızım yine.” gibi cümleleri sık sık kullansak da bu tür kavramlara gönülden inanmamalıyız. Neden? Çünkü dünyanın en şanslı insanıyla, en şanssız insanının arasında bir fark yoktur. Bir zarı attığımızda üst üste sekiz kez aynı yüzün gelmesi, şanslı olduğumuz anlamına gelmez. Tam tersi durum için de aynısı geçerlidir. Belki yirmi kez aynı yüz gelebilir. Yirmi kez üst üste hepyek atmanız, sadece istatistiki bir veridir. İleride şeşbeş atamayacağınızı garanti eden bir “uğursuzluk” veya bir “lanet” değildir.

Anlayacağınız o ki; sabah kahvenizi üstünüze dökmeniz, tam evden çıkarken ayakkabınızın bağcığının kopması ve peşi sıra otobüsü kaçırmanız şanssız olduğunuzu göstermez. Sadece o günkü olaylar zincirinde bu zarlar denk gelmiştir. “Ee bu da şans değil mi?” Değil. Çünkü ömrünüz boyunca aynı günü yaşamayacaksınız. “Ama benim hayatım zaten bu uğursuzlukları yaşamakla geçiyor.” Hayır, geçmiyor. Dün kahveni devirip ayakkabının bağını kopardın, bugün trafik cezası yedin. Bu ikisi farklı şeyler. Senin yaptığın bugünkü olumlu şeylere değil de, yediğin cezaya odaklanmak. Otobüsü kaçırdığın gün de güzel şeyler olmuştu ama sen otobüs kaçırma vakasına kafayı taktın. Çevrene anlata anlata doyamadın. Hem kendi gününü zehir ettin hem de başkalarının gününü.

Burada anlatmak istediğim şu; Tüm günün kötü geçebilir, belki tüm haftan, hatta tüm ayın kötü geçebilir. Ama bu bir sonraki ayın da kötü geçeceğini garantilemez. Yani “Çok şanssızım.” demek, iyi olasılıkları görmezden gelmektir. Algıda seçiciliktir. Mutluluk çevreyi nasıl algıladığınızla ilgilidir.

(bkz: Mutlu Olmak Neden Bu Kadar Zor?)