Genç bir adam barda oturmuş telefonuna bakıyor.

Sanal dünya, birçoğumuzun rahatlama yeridir. Akşam yorgun argın okuldan veya işten geldiğimizde, burada kafa dinleriz. Kablolarla birbirimize bağlanırız. Sevdiklerimizle konuşuruz, komik kedi videoları izleriz veya yeni bir şeyler öğreniriz. Kendi dünyamızı yaratmamıza olanak sağlar. Küçük analog evimizin içinde dijital evrenimiz olmuştur burası. Fakat her gülün bir dikeni vardır. Gerçek dünyada mesafe koyduğumuz embesil insanlar, burada da bizi rahat bırakmazlar.

Gülmekten yarıldığımız bir videonunun yorumlarında, kapalı gruplarda veya baktığımız içeriğin bizzat kendisi olarak karşımıza çıkarlar. Huzurumuzu kaçırırlar, vaktimizi çalarlar, saçlarımızı beyazlatır ve mide ülseri yaparlar. İşte bu yüzden ikinci evimizde de tedbiri elden bırakmamamız gerekir. Bunun için de işe yaramaz cahil insanları iyi analiz etmemiz lazım. Bilinç altımıza kazımalıyız. Peki, internete zam gelmesine bile sevindirten bu alt türleri nasıl tanırız? Bu yazıda bunu inceleyeceğiz. Ama önce “sanal” diye itibarsızlaştırılan internetin ciddiyetini kavramamız gerekir.

Sanal Dünya Gerçeğin Ta Kendisi

“İnternet çoh zararlı canım.” diyen 55’lik dayıların, kısa süre sonra selâları okunmaya başlanacak. Onlardan bir önceki nesil de aynı. Onlar da her şeye bir kulp takardı. Yok “Cep telefonları kanser yapıyor!” muş, yok “Ekmek yemek depresyon yapar!” mış… Şimdi onu diyen teyzelerin elinden Android cihazlarını alamıyoruz. Özetle “İnternet şeytan işi.” diyen nesilden “İnternet gerçek hayatın bir yansımasıdır.” diyen nesile doğru hızla evriliyoruz. Evet, bu iyi bir şey! Artık insanlar şunu anladı: İnternet gerçektir! İnternetten bir şey sipariş edersin, evine gelir. İnternetten biriyle tanışırsın, gider buluşursun. Bir sorun yaşarsın, internetteki insanlar derdine çare bulur. Özetle; internet gerçektir. Gerçek dünyanın bir yansımadır.

Bu gerçekliği göz önüne alarak şunu söylememiz yanlış olmaz: “Ne gerek var ilk yardım öğrenmeye. Sağlıkçı mıyım ben?” diyen adamla “İşim olmaz bilgisayarla falan.” diyen adamın şuursuzluk seviyeleri aynıdır. Çünkü internet, hayatımızla iç içe geçmiş bir dünyadır. Uyum sağlamazsak sadece internete değil, gerçek dünyaya da yabancılaşırız. O yüzden onu tanımalı, onu kabullenmeli ve onu öğrenmeliyiz. Nasıl ki gerçek dünyada ilk yardım dersleri alıyorsak, genel ahlak kurallarını öğreniyorsak aynısı internet için de geçerlidir.

Çocuk bile olsak bir ayı kapanına elimizi sokmamamız gerektiğini biliriz. Evet, sanal dünyanın da ayı kapanları vardır. Bu kapanlar bir demir yığınından ziyade, cahil bir kekonun atarlı yorumları olarak karşımıza çıkarlar. O yüzden sanal cahili iyi tanımamız ve yorumlarını iyi analiz etmemiz gerekir. Yoksa büyük vakit kayıpları yaşarız.

(Eğer ki işiniz bu değilse 30dk bile büyük kayıptır.)

Cahil Kime Denir?

Cahil insan, bilmediğinin farkında olmayan insandır. Bilmediği konularda biliyormuş gibi ahkam keser. Kibir, gurur, öfke ve kıskançlığı bünyesinde barındırır. Ara ara aç gözlülük, şehvet, miskinlik ve oburlukla 7 ölümcül günahı tamamlar. Bilinçaltında hiçbir işe yaramadığının hissinden olacak ki devamlı onaylanmak ister. İnternet, bu ilkel ihtiyaçlarını karşılayabileceği güvenli bir ortamdır. Bu yüzünden sağdan soldan edindiği saçmalıklarla değersizliğine değer katar. En kalabalık safsata ordusunun baş komutanı kesilir ve yüzeysel gruplardan öğrendiği saçmalıkları etrafa saçar.

  • Ömrü hayatında tek başına şehir dışına çıkmamış bir ergen, MIT’deki gizli araştırmalardan haberdardır.
  • Kahvehanedeki emekli dayı, devlet üzerinde oynanan büyük oyunları bilir. Gizli antlaşmaları kendi imzalamış gibi anlatır.
  • Kurabiye tariflerinden başını kaldıramayan altın günü teyzesi, tüm hastalıkların sebebinin ilaç sanayisi olduğunu sağlam kaynaklardan öğrenmiştir.

— Bu ilaç firmaları var ya!
— Eee?
— Bizi önce uçaklarla zehirliyomuş…
— Hımmm.
— Sonra bize ilaç satıyomuş.
— Hemm. Ok.

Akraba ziyaretlerinde bu tür safsataları sıkça duymuşsunuzdur. İşte bu tür safsata misyonerliği yapan kişiler düz cahildir. Sağdan soldan öğrendiği yüzeysel bilgileri doğru yanlış fark etmeksizin çevreye yayarlar. Gizli antlaşmaları, komplo teorilerini ve devlet sırlarını Animus’a bağlanarak bizzat deneyimlemiş gibi anlatırlar.

*Animus: Assasins Creed oyununda atalarımızın genlerine bağlanarak geçmiş tarihleri yaşamamıza imkan veren kurgusal bir makine.